
Van'ın Yaşayan Hafızası
Van Yöresel Kelimeleri
Van ve ilçelerinde kullanılan yöresel kelimeleri, anlamlarını ve kullanım yerlerini keşfedin.
Arşivde Ara
Türkiye'deki bütün yöresel kelimelerde arayın.
Kültüre Katkıda Bulun
Van yöresinden bir kelime biliyor musunuz?
Kelime Arşivi
Van Kelimeleri
1–49. kayıtlar · Alfabetik sıra
berfing
Kar küreme aleti.
besde
Sulama arkında suyu tarlaya yönlendirmek için belli aralıklarla yığılan toprak set.
boğmak
Yalan konuşmak; ayrıca bir şeyi hızla yemek.
cingildemek
Kulak çınlamak.
çırpaş
Sulama kanallarını ve su sırasını kontrol eden görevli.
damcılemek
Tavandan su damlamak.
delav
Ana veya yavru kanaldaki suyu tarla kanalına veren su kapısı.
dığlenmek
Çok üzüntü, yorgunluk veya bıkkınlık yüzünden perişan olmak.
dığletmek
Çok üzmek, bıktırmak, usandırmak veya aşırı yormak.
dımsiklemek
Birini özellikle parmakla dürtmek, hafifçe itmek.
dırtdemek
Sesli biçimde gaz çıkarmak.
dolmece
Dolu veya kırcı.
emnemek
İşaretlemek, bir iz veya damga bırakmak.
eyahlamak
Ayak altında çiğnemek, ezmek veya sert adımlarla üzerinde yürümek.
fıslemek
Gaz çıkarmak; ayrıca horozun tavukla çiftleşmesi.
gahvan
Çift sürmede kullanılan demir uçlu tarım aracı, saban.
geş
Genç, delikanlı; toy ve tecrübesiz.
gujıldemek
Köpeğin uluması.
herh
Halk, yakın çevredeki insanlar.
hesar
Koyun, keçi veya sığırın topluca kalması için çevrilen duvarlı yer.
honaz
Tırpanla ot biçen gruba öncülük eden kişi.
ibanmak
Bir işi savsaklamak, ağırdan almak veya ihmal etmek.
ibatmak
Bir işi geciktirmek, savsaklatmak veya ağırdan almak.
keyırmak
Bir iş yapmak, üretmek veya bir şeyle uğraşmak.
koncalmak
Dizleri katlayıp baldırları butlara yapışık biçimde oturmak.
kudozlamak
Bir oyunda rakibini yenmek, mağlup etmek.
kudozlanmak
Bir oyunda yenilmek, mağlup edilmek.
kurittik
Dağ sakızı elde edilen özsulu dağ otu.
mırbe
Zengin birinin yanında çiftçilikle çalışan hizmetkâr.
mürgülemek
Uyku ile uyanıklık arasında bulunmak, pineklemek.
neşdalık
Kahvaltı ile öğle yemeği arasındaki atıştırmalık öğün.
neşdav
Kahvaltıdan önceki açlık hâli.
orahça
Küçük orak.
selge
Düzen, tertip.
serelemek
Bir şeyi iyice sarmak, sarmalamak.
seşme
İri tezek.
seyin
Suyu yazın serin tutmaya yarayan, çömlekten küçük ahşap testi veya kâse.
sımsınmak
Kapı kapı veya sokak sokak dolaşmak.
sıpırtdemek
Sürükleyerek veya zorla götürmek; bir anda hepsini alıp götürmek.
sorsoriyh
Söğüt yaprakları arasında yetişen, olgunlaşınca tatlılaşıp emilen ince kısım.
sursum
Yayık.
surtelemek
Islak bezi bir yüzeyde bastırarak ileri geri hareket ettirmek.
tafırlamak
Yıkamak, yumak.
toyık
Tavuk.
üvüldemek
Köpek veya kurdun uluması.
üymek
Yıkamak.
yırkalemek
Sallamak veya kıpırdatmak.
zarıldemek
İçten ve acıklı bir sesle ağlamak veya inlemek.
zıngıldemek
Başta veya kulakta tokmakla vuruluyormuş gibi ağrı hissetmek.