
Kırklareli'nin Yaşayan Hafızası
Kırklareli Yöresel Kelimeleri
Kırklareli ve ilçelerinde kullanılan yöresel kelimeleri, anlamlarını ve kullanım yerlerini keşfedin.
Arşivde Ara
Türkiye'deki bütün yöresel kelimelerde arayın.
Kültüre Katkıda Bulun
Kırklareli yöresinden bir kelime biliyor musunuz?
Kelime Arşivi
Kırklareli Kelimeleri
1–49. kayıtlar · Alfabetik sıra
adlak
Tümüyle çürümemiş fakat çürümeye başlamış odun.
allanmak
Davet veya topluluk için özenle hazırlanmak.
aslak
Kötü veya fena nitelikte olan.
bekri
İçki içmeye düşkün kimse.
bızıklamak
Bir şeyi karıştırmak.
bızıkmak
Verdiği karardan dönmek, vazgeçmek.
bikerette
Tek seferde, bir kerede.
bǖrttürmek
Biber veya patlıcanı közde pişirmek.
cacala
Çocukların oynadığı cam bilye.
çak
Bir sınıra veya zamana kadar.
çapras
Testere dişlerini ters yönlere yatıran ayar aracı.
çelebi
Nazik, görgülü ve ince davranışlı.
çıbartmak
İnce bir nesneyle vurmak.
düvermek
Bir şeyi anlatmak veya söylemek.
enleri
Önceden veya daha önce.
epsem
Sessiz ve sakin olan.
gebeş
Göbeği belirgin biçimde sarkık kimse.
gen yaka
Rahatlık, bolluk veya giysinin ferah olması.
goldam
Uygun ve yerli yerinde biçimde.
haşul
Suyu az olduğu için kuru kalmış yemek.
hıştıŋlamak
Ses çıkarmadan susmak.
ılta
Ezilmiş ve çürümeye yaklaşmış meyve ya da sebze.
ıstırıga
Küçükbaş hayvanlar için çit veya duvarla çevrili ağıl.
ızmırıklı
İsteksiz yiyen, bu yüzden zayıf kalan kimse.
iğlik
Buradan başlayarak, bir sınırın bu yanından itibaren.
įliz
Tembel, miskin ve çalışmaya isteksiz kimse.
kaçım
Telaşlı ve aceleci olan.
kalaba
Çok sayıda veya büyük miktarda bulunan.
kancaklamak
Tırnakla birinin tenini çizip yaralamak.
kapak
Yaşlıların üstüne aldığı siyah kumaş örtü.
kasmak
Radyo veya televizyonun sesini azaltmak.
kaşa
Süt, peynir ve unla hazırlanan tuzlu bulamaç.
kavgan
Evin arkasındaki penceresiz duvar.
marlak
Dış taraf veya tenha yer.
mazı
Düğünden önce yerine getirilen yöresel uygulamalar.
menge
Tarla veya bağın sınır çizgisi.
muca
Kömür yapmak üzere hazırlanan harman benzeri alan.
panta
Yaramaz çocuk.
papara
Küçük boy pulluk.
patlangaç
Çiğnenen şekerli ve kokulu sakız.
pilemek
Gönlünü kazanmak veya avutmak.
sakıtmak
Bir işi beceremeyip eline yüzüne bulaştırmak.
salmak
Radyo veya televizyonun sesini yükseltmek.
sente
Tam ayar veya son düzeltme.
simek
İdrarını yapmak.
tepişmek
Hareket etmek, kıpırdamak.
tüvermek
Bir şeyi itmek.
yarmak
Cerrahi müdahalede bulunmak, ameliyat etmek.
yiyinti
İşveli genç kız için kullanılan lakap.